27 Ağustos 2025 Çarşamba
1973 yılında Bursa’da dünyaya gelen Hümeyra Gökçen Keskin’in hikâyesi, sadece bir yaşam öyküsü değil, aynı zamanda Türkiye’de kadının gücünün, üretkenliğinin ve değişime öncülüğünün güçlü bir temsili.
Bulgaristan ve Yunanistan’dan göç eden bir ailenin çocuğu olan Hümeyra Gökçen Keskin, küçük yaşlardan itibaren hem ailesinden hem de yaşadığı çevreden çok şey öğrenerek büyüdü.
Annesi yıllarca Bursa Kanserle Savaş Derneği Başkanlığı yapan, hayatını hayır işlerine adamış bir kadındı. Babası ise 1977 yılında kurduğu boya fabrikasında Türkiye’nin Sümerbank’tan sonra ilk Türk bayrağını boyayan özel sektör sanayicisi olarak adını duyurdu. Bu zanaatkâr ruh, Hümeyra Gökçen Keskin’e de miras kaldı. Daha ilkokul çağındayken santral memurluğuyla başladığı iş yaşamında, kumaş sarıp tarttı, buhar kazanında çalıştı, paketleme yaptı. Babasının yanında Almanya ve İtalya’daki fuarlara katıldı, daha çocuk yaşta sanayiyi yerinde gördü, iş disiplinini öğrendi.
Eğitim hayatında da başarılı bir çizgi izleyen Hümeyra Gökçen Keskin, babasının beklentisinin aksine Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliğini kazandı. Ancak bu başarı da kolay gelmedi. “Böyle bir bölüm kazanırsan seni okutmam” diyen babasına rağmen, yine de kendi doğrusundan şaşmadı.
Üniversite yıllarında evlenip, iki kız çocuğu dünyaya getiren Hümeyra Gökçen Keskin’in hayatı hiçbir zaman sadece ev ve çocuklardan ibaret olmadı. Her zaman iş hayatının içinde aktif olarak rol aldı. Babasının Mısır’a taşıdığı fabrikanın ardından tarıma yöneldi. Hümeyra Gökçen Keskin bugünlerde şöyle diyor, “Babam bana ‘sanayici ol’ derdi, babaannem ‘çiftçi ol’ derdi. Şimdi 52 yaşımda ikisinin de dediğini yapıyorum.
Hümeyra Gökçen Keskin’in tarım sektörüne bakışı sadece üretmek değil, dönüştürmek üzerine kurulu. Sözleşmeli tarım, topraksız cam seralar, ısıtmalı damla sulama sistemleri ve son olarak yurtdışında tarım yatırımları.
Başarısının temelini, çalışmak, inanç ve inat temeline oturttuğunu söyleyen Keskin, kolay kolay pes etmeyen bir yapıya sahip. “Sözleşmeli tarımdan zarar da ettik ama çiftçiye verdiğimiz sözü tuttuk. Bu ülkede toprağa hak ettiği değeri vermedikçe bir yere varamayız.” diyen Keskin mücadeleci kişiliğinin yanı sıra her koşulda verdiği sözleri tutması ile de örnek bir iş insanı.
Annesinden aldığı yardımseverlik bayrağını her zaman gururla göğüsleyen Keskin, “Benim Annem Hep Kız Çocuklarını Okuttu, Ben de Devam Ettim” diyor. İş hayatındaki başarısını ve kazancını hayır işlerine dönüştüren Keskin, bugüne kadar resmi veya bireysel destekle 23 kız çocuğunun eğitimine sponsor oldu.
Keskin’in desteklediği çocuklar arasında keman virtüözü olup dünyanın en prestijli müzik okuluna kabul edilen de var, Harvard Tıpa kabul edilen de… Desteklediği gençler için, “Üstün yetenekli olmak zorunda değilsiniz. Kendi ayakları üzerinde durmak isteyen her kız çocuğuna destek olmaya hazırım.” diyor Hümeyra Keskin.
Tarımda, eğitimde, sanayide ve sosyal sorumlulukta aktif bir rol model olan Hümeyra Gökçen Keskin, tüm bu başarılarının arkasında hayal kırıklıkları, fedakârlıklar ve insan sevgisi olduğunu da saklamıyor. “Ben insanları seviyorum. Bu yüzden hayır diyemiyorum.” diyor ve ekliyor, “bize verilen maddi manevi gücü bize emanet verilen bir yardım eli gibi özenle kullanmak gerektiğine inanıyorum.”
Hayatın içinde karşılaşılan travmalar, kronik stres ve çözümsüz görünen sorunlar, bireylerin zihinsel sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Leyla Demir’in uzmanlık alanı olan Resetting, bu noktada devrim niteliğinde bir yöntem sunuyor.
Resetting sayesinde bireyler:
Leyla Demir’in geliştirdiği İyilik Terapisi, yalnızca bedensel değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal iyileşmeye de odaklanıyor. Bu terapi ile kişiler, hem travmalarını fark ediyor hem de enerji alanlarını temizleyerek iyileşme süreçlerini hızlandırıyor.
Demir, süreci şu sözlerle özetliyor:
“Bize kilo aldıran ya da sürekli yemek yediren şey aslında doyuma ulaşmamış duygularımızdır. Migren, horlama ve benzeri birçok sağlık probleminin altında da zihinsel ve duygusal çatışmalar bulunur. Bu sorunlar tespit edilip çözüldüğünde, bireyler gerçek anlamda iyileşme sürecine girer.”
Yaşadığınız sağlık sorunlarını aşmak, zihinsel sağlığınızı yeniden yapılandırmak ve daha huzurlu bir hayata adım atmak istiyorsanız, İyilik Terapisti Leyla Demir ile tanışın.
📲 Hemen randevu alın:
Instagram: @ledemdanismanlik
WhatsApp: +90 552 664 5092 | +90 544 957 1352
Gelen bilgilere göre, Remax Mutlu İlyas Bilgi ofisinde danışmanlara yasal zorunluluk olan sözleşmeler yapılmaksızın çalışma imkânı sunulduğu, bunun yanında fatura düzenlenmediği veya gerçek dışı sembolik faturalar kesildiği iddia ediliyor. Bu uygulamaların hem çalışanları hem de devlet kurumlarını zarara uğrattığı öne sürülüyor.
Emlak sektöründe yasal olarak zorunlu olan yetki belgesi olmaksızınve şirket açılmadan, bazı danışmanların gayrimenkul pazarlamasına yönlendirildiği, hatta ilan sitelerine bu şekilde giriş yaptırıldığı da gelen bilgiler arasında. Bu durum açıkça Ticaret Bakanlığı Emlak Yönetmeliği’ne aykırı.
Bazı eski çalışanlar, ofis içinde etik dışı bir kültür oluştuğunu, danışmanların profesyonellikten uzak yöntemlerle yönlendirildiğini ve iş ahlakına uygun olmayan kişilerin önceliklendirildiğini belirtiyor. İddialara göre ofiste psikolojik baskı, dışlayıcı tavırlar ve kişisel ayrımcılıklar söz konusu.
Ofisin kurucularından biri olan İlyas Bilgi’nin eski ortağıyla yaşadığı ticari anlaşmazlıklar, geçmişte başka bir Remax ofisinden ayrılmak zorunda kalması gibi olaylar da sektör çevrelerinde konuşulan detaylar arasında. Bazı kaynaklar, geçmişte yaşanan bu olayların temelinde zimmete para geçirme iddialarının olduğunu öne sürüyor.
Birçok sektörel kaynak, danışmanların ve müşterilerin çalışacakları emlak ofislerini seçerken daha dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor. Sözleşmesiz çalışmayın, yetki belgesi olmayan kişilerle işlem yapmayın, fatura talep edin ve tüm süreci yasal çerçevede yürütün.
Bu tür ofislerde yaşanan problemler sadece bireysel değil, aynı zamanda sektörün genel itibarı için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Vatandaşların ve sektördeki danışmanların mağdur olmaması için aşağıdaki adımlar tavsiye ediliyor:
Remax gibi uluslararası bir markanın bu tür iddialar karşısında ne gibi adımlar atacağı merak konusu. Sektör temsilcileri, markaların şube denetimlerini sıklaştırması ve etik dışı davranışlara karşı sıfır tolerans politikası uygulaması gerektiğini savunuyor.
Madencilik Performansı ve Rafineri Katkısı
– Gana, 2022 yılında altın üretimini %32 artırarak 105 milyon tona çıkarıp yeniden kıtanın lider üreticisi konumuna gelmiştir.
– Hacıoğlu’nun vizyonuyla devreye giren rafineri sayesinde, Gana’da üretilen altın yurt dışında işlenmeden değerlenmekte, böylece hem istihdam hem de teknolojik transfer ile ekonomik büyüme desteklenmektedir.
– 2024 itibarıyla Batı Afrika’nın önde gelen üç ülkesinde altın üretiminin 238 milyon tonu aşacağı ve oluşan değer zincirinin yerinde işlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Sürdürülebilir Kalkınma ve İnsan Sermayesine Katkı
– Hacıoğlu’nun projeleri yerel halkın istihdam edilmesine destek olmanın yanı sıra gençlere yönelik eğitim programları ve teknik altyapı eğitimleriyle sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunmaktadır.
– İnovatif yaklaşımı ve yerli-milli rafineri vizyonu, Türk şirketlerinin Afrika’daki rolünü daha da güçlendirmektedir.
Afrika’daki Etki ve Türkiye Bağlamı
– Hacıoğlu Madencilik, Batı Afrika’nın stratejik altın kaynaklarında etkin rol oynarken; Türkiye’nin Afrika’da ekonomik derinleşmesinde önemli aktörlerden biri haline gelmiştir.
– Gana, Burkina Faso ve Mali gibi ülkelerde yürütülen projelerle, sadece finansal yatırım değil; aynı zamanda ticari diplomasi ve dış yatırımlara yön veren bir modele imza atılmıştır.
Yatsan’ın Fatih Altaylı’nın sponsorluk anlaşmasını sonlandırmasının ardından sosyal medyada dikkat çeken bir paylaşım yapıldı. Paylaşımda, “Yatsan, patron kararıyla Fatih Altaylı’nın sponsorluğunu bırakmış. Ben de bir patron kararı verip otel projemizdeki Yatsan yataklarını projeden az önce çıkardım. Düşene vuran bizden değildir!” ifadeleri yer aldı.
Söz konusu paylaşım kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, birçok kullanıcı bu karara destek mesajları gönderdi. İş dünyasında ise Yatsan’ın aldığı bu kararın uzun vadede marka imajını nasıl etkileyeceği merak konusu oldu.